Cumartesi, Eylül 05, 2009

Çorum Macerası

Hayatımın ne kadar hızlı değiştiğini söylemiş miydim? Kronolojik sırayla şunlar geldi son aylarda başıma :

- Askerden geldim.
- Zaten devam eden evlilik hazırlıklarına hız verdim.
- İşe başladım.
- Evlendim
- Eşim Hitit Üniversitesine atandı.
- Bir kaç hafta sürüncemede kaldım.
- İşten çıktım.
- Tası tarağı toplayıp Çoruma geldim.
- Şimdi iş arıyorum.

Bunların hepsi o kadar kısa zamanda oldu ki ben artık kopardım kayışı. Bakalım yeni maceramız ne kadar uzun sürecek, neler yaşıyacağız Çorum'da...

Perşembe, Temmuz 23, 2009

Yeniden Başlamak # 2


Aslında yeniden başlamak değil yeni başlamak demeli, bu kez başladığım şey blog ya da normal hayatım değil çünkü; işe başladım..

Fena değilmiş iş hayatı, ilk haftayı sorunsuz -gayet güzel aslında- atlattım. Ne iş diye merak eden olursa bir gıda firmasında çalışıyorum (ne kadar ilginç). Ama üretim değil, işletmede yani istediğim yerde...

Her akşam eve gittiğimde yatağa serilmekle sevgilimle buluşmak arasında bir savaş yaşıyorum. Yatak şu ana kadar kaybetti gerçi...

Cumartesi, Haziran 06, 2009

Yeniden Başlamak


En son yazdığımdan bu yana 10 ay geçmiş. Neredeyse 1 yahu!

Bu arada neler oldu? Sonuçsuz iş aramalar, Askerlik, evlilik hazırlıkları, ev yerleştirme... Buraya ilk yazımı yazdığımdan bu yana o kadar çok şey değişti mi hayatımda?

Yanlız askerden döndüm ben ya! İstanbul'un -muhtemelen Türkiye'nin- en güzel yerlerinden birinde Anadolu Kavağı'nda yaptım askerliğimi. Fotograf askerlik yaptığım yerdir. Denizci oldum, gemi görmedim. Ama zaten yaptığım şeyin adına askerlik dersem çoğu arkadaşı kızdırmış olurum. Sadece 5 aylık bir mahremiyet dönemi diyelim.

Her neyse; buradayım yine.. Bu arada kısa dönem gideceklere tavsiye; revirci olun (:

Cuma, Ağustos 01, 2008

Zor Zamanlar

Hayatım hızla yeni şekiller alıyor ama sanırım henüz ben ayak uyduramadım bu hıza. Buraya en son yazışımın üzerinden 1 ay geçmiş, kendi blogum adres çubuğunun hafızasından silinmiş!..

- Evde oturamıyorum. Eskiden büyük zevk aldığım şeylerden şimdi tat alamaz oldum. Televizyonda futbol maçı var, hazırlık maçı ama yeni transferleri felan görmek büyük zevk. Deco siyah formayla sahaya çıkmış, 2 dakika izliyorum sonra tık değiştir. Discovery'de "Ultimate Survival" var bayılırım; 5 dakika dayanabiliyorum. Sonra müzik kanalına bakıyorum hatırlamadığım eski kliplerden biri, "aaa severdim ben bu şarkıyı, adı neydi ki?" neyse boşver kapat televizyonu. Bilgisayarın başına geçiyorum, sözlüğü açıyorum yazacak, okuyacak bir şey yok. Burası da öyle, paylaşacak şey çok ama oturup yazmak zor geliyor. Kritik eşik desen, futbolla alakam yok ki son zamanlarda, ne yazayım..

- Bugün Ananemin evine gittik. Çocukluğumun geçtiği yerdir orası, meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçe içinde Ankara sıcağının etkilemediği bir ev. Son aylarda rahatça çay içebildiğim az sayıda mekandan birisi. Televizyonu açıyorum haberler var: Hindistan'da tren yanmış, USA'da uçak düşmüş, bizde Manavgat... Ne pis bi dünyasın sen kuzum?

- Son -

(Şimdilik:)

Cuma, Haziran 27, 2008

Aldatılmayı Haketmek


Dün gece hafif sarhoş bir arkadaşımla konuşurken duydum bu sözü... Kuzeninin kocasının kuzenini aldattığını ama kuzeninin bunu hakettiğini söyledi.

Hangi insan aldatılmayı hakeder yahu? Aldatan insan belki ama başka bir sebep var mıdır bu saçmalığı haketmek için?

(bu arada Evren senden özür dilerim öpüyorum)

Çarşamba, Haziran 18, 2008

Hayatım Değişirken

Uzun süredir internetle aramdaki bağ kopuk, girebildiğim zamanlarda da yazasım gelmiyor. Kafa karışıklığı, alın kırışıklığı derken Cumartesi nişanlanıyorum. Kimse davetli değil tabi, alie arasında olacak...

Bu kadar zor olacağını bilmiyordum yahu. Umarım gelecek hafta normal hayatıma dönerim ve kaldığım yerden devam ederim...

Salı, Mayıs 27, 2008

Şimdi Anladım


Benim gençliğim sona ererken, okul bitip askerlik ve iş hayatı önüme uzanırken bilim dünyası yeni bir şey keşfetmiş.

Amerika'da yapılan bir çalışmaya göre çocuklara matematiki somut kavramlarla anlatmak iyi olmuyormuş meğersem. Bu zibidi bilim insanları bir grup çocuk almışlar. Çocukların bir kısmısına önceden belirlenmiş konuyu somut, diğer çocuklara da soyut olarak anlatmışlar. Sonra önlerine bir soru koymuşlar hadi bakalım çözün diye.

Soyut kavramlarla öğrenenler yüksek başarı sağlarken, somut kavramlarla öğrenenler rezil sonuçlar almışlar. İpana ve yumurta testi gibi...

Yıllar boyu o havuz senin, bu tren benim şeklinde matematik öğrenen yurdum gençliğinin türev ve integral görünce mavi ekran verme sebebi de böylece ortaya çıkmış. Demek ki neymiş, zeki ama çalışmıyor değil, yanlış öğretildi ondan saçmalıyor yavrucak olacakmış.

(bu arada eğer hesaplama hatası yapmadıysam cevap B olacak. Gidiş yolumdan bu kadar eminim yani)

Pazar, Mayıs 25, 2008

Yanlız Ve Güzel Ülkem


Bütün alemin duyduğu NBC'nin mükemmel tanımlama cümlesini ben de başlık yaptım, Göğe ereceğim zamanı bekliyorum. Filmlerinin çoğunu izleyemedim, ya zaman olmadı ya para olmadı ya da daha iyi seçenekler vardı. Ama geçmişten gelen bir hayranlığım var kendisine.

Şimdiye kadar karşılaştığım en yetenekli fotografçılardan birisidir. Her bir fotografı sizi saatler boyunca tutabilir niteliktedir. Zaten izlediğim filmlerinde de (iklimler ve uzak) fotograf karesi gibi gelmişti sahneler.

Her neyse efendim. Buradan resmi sitesine girin, fotograflarına -özellikle "Turkey Cinemascope" serisine- hayran olun.

Çarşamba, Mayıs 21, 2008

Ne Yapıyoruz Biz?


Haftaya, hayatımda (umarım) son kez finallerle boğuşacağım. O yüzden ders çalışmam gerek. Ama ders çalışırken aklıma takıldı. Ne yapıyorum ben? Yani o kadar kapsamlı değil tabi de, neden buraya yazılar yazıyorum?

Bunun sebebini bulamadım ben... Amacım ne olabilir ki? Başlarken amacım buraya fantastik hikayeler, devam eden seriler felan koymaktı. Sonra güncel olaylar, hayat memat derken başlangıç amacımı unuttum. Sonra kritik eşik'i kurduk ve onu bu blogdan çok daha fazla günceller olduk.

İyi de neden? Neden yazıyorum? Başka başka insanlar okusun yazdıklarımı diye mi? Övgü mü bekliyorum? Anlaşılmak mı istiyorum? Ego tatmini mi yapıyorum yoksa sadece içimi dökmek mi amacım?

Ayrıca ders çalışırken neden aklıma saçma sapan sorular takılıyor!

(Haziran'ın 2. haftasına kadar hem kritik eşik, hemde buraya daha az bakmak zorunda kalacağım. Burayı (ve orayı) güncellemek sanki sorumluluğummuş gibi buraya özür mahiyetinde bu yazıyı yazıyorum ya, Allah'ta beni kahretmesin.)

Perşembe, Mayıs 15, 2008

Hayatı Sevdiren Objeler - 4


Uzun süredir yeni madde eklemedim buraya. Oysa o kadar çok şey var ki yazılması gereken... Bana hayatı ve yaşamayı sevdiren maddelerden biri daha;

Kayık!

Özgürlüğün tek kelimelik tanımı. Tek ihtiyacın olan 2 adet kürek ve başını alıp gidebilme cesareti...

Sonsuzluğun ortasına doğru çek kürekleri...

Hayatı Sevdiren Objeler - 1
Hayatı Sevdiren Objeler - 2
Hayatı Sevdiren Objeler - 3

Yol


Hiç bitme olur mu ? Ben hep yuruyum senin uzerinde sense hep bana sun kendini.. asla bırakma beni..

2 yıl çekmişim bu fotografı. Altındaki yazı yazalı da 2 yıl olmuş yani. Şimdi okuyunca garip geldi...

Alkol ve Sigara Yasakları


4 ay önce kapalı alanlarda (ve bi dolu açık alanda) sigara içme yasağı getirilmişti. O yasaklar 19 Mayıs'tan itibaren uygulamaya konulacak.

14 Mayıs'ta da alkol yasakları geldi. Hukukçu değilim ve kanunlardan anlamam, yasakların yorumuna göre artık içkiler şişe ile satılmak zorundaymış.

Bu yasaklarla beraber eğlence sektörü çöker sanırım. Bir bara gidiyorsunuz ve kadehte şarap içemiyorsunuz, tekilayı şişeyle almak zorunda kalıyorsunuz, kadeh rakı alamıyorsunuz ve bira artık bardakta gelmiyor! Üstüne birde sigara içemiyeceğiniz gerçeğini eklersek otur paşa paşa evinde iç dönemi başlıyor.

Bilmem farkında mısınız ama çember daralıyor. Masum yasaklarla başlıyor her şey. Sizin sağlığınız için, diğer insanların rahatsız olmaması için gibi güzel ve şirin kılıflar uyduruluyor. Bu arada sizin ruhunuz bile duymazken üreticilerin beli kırılıyor. Reklam ve sponsorluk yasakları, aşırı vergilendirme gibi uygulamalar sessizce uygulamaya konuluyor.

Biz kendi penceremizden baktığımızda akşam barlara gitmiyeceğimiz sonucuna varıyoruz. Artık meyhaneler, diskolar ve benzeri eğlence mekanlarına gitmeyiz, akşam bir büyük alır paşa paşa içeriz diye düşünüyoruz.

Üreticiler ise yeni ve daha küçük ambalajlar tasarlamak zorundalar. Zaten uzun süredir üzerlerine hükümetin kırbaçları inerken küçük işletmelerin ayakta kalabileceğini düşünmek imkansız. Evet artık daha az marka, daha az çeşit ve daha az ürün olacak. Büyük firmalar bir süre sonra duruma adapte olup toparlayacaklar kendilerini. Satışları eskisinden bile çok olacak belki, pazar yavaşça tekelleşmeye başlayacak.

Sigara yasaklarına söyleyecek pek sözüm yok. Ama toptan yasaklama yerine, işletmenin tercihine bırakılabilirdi. Sigaraya izin veren işletmeler daha fazla vergi öderdi. Sigara içmeyenin hakkını korurken içenin hakkına tecavüz etmek doğru değil.

Gerçi hangi doğrudan bahsediyorum ki ben?

Pazar, Mayıs 11, 2008

Falan Filan


Eskiden, yaklaşık 5 yıl önce, bir kıza ben seni beklerim ama zaman beklemez o yüzden bekletme beni konulu bir şiir yazmıştım. Şimdi şarkı olmuş, dillere dolanmış. Benim yazdığım şiir kağıtta sararıp solmuş.

Şimdi üzerinden yılların ardından zamanın bizi gerçekten beklemediğini görüyorum. O yıllar nasıl da çabuk geçti yahu. Halbuki daha sürecek sanıyodum ben salak aşık modumun. Nerde kalabalıkta el ele tutuşmaya çekinen çocuklar, nerde şimdi nişan hazırlıklarına başlamış aileler.

Şaka tabi bi hazırlık felan yok. Ama saçma bir gelişme olmazsa 2 ay içerisinde bu klavyeye basan parmakların birinde alyans olacak. Ya da nişan yüzüğü, adı her neyse işte.

Cuma, Nisan 18, 2008

Kapamayın Tükkanın Önünü Be!


Salonda seyirci gülmekten kırılmış, yönetmen gülmekten konuşamıyor, Tolga Çevik ve Emre Altuğ sahnede kahkalarla gülüyor, ben ekranın başında gülmekten nefessiz kalmışım...

Bir programdan daha ne bekleyebilirim ki? Yaptıkları işten keyif alan insanlar, onların yaptıkları işten keyif alan ben. İlk defa bir televizyon programını bu denli sıkı bir şekilde takip ediyorum.

Fikir bişeymiş, reklam bişey olmuş banane?

Salı, Nisan 15, 2008

Halka Hizmetten Suçlu!


"İzmir’in Dikili ilçesinde ayda 10 tona kadar kullanılan su için ücret alınmıyor. İlçede belediye otobüsleri ücretsiz, sağlık merkezinde muayene ücreti 1 YTL, belediyenin fırınından da ucuz ekmek satılıyor..."

Sadece bunlar değil, başkan Osman Özgüven'in başka güzel projeleri de vardı. Mesela öğrenciler evlerine kadar ücretsiz bırakılıyordu. Danıştay tarafından dava açılmış kendisine, suyu bedava dağıtıyor diye.

Suçunuz bu olsun sayın başkan. Değerinizi mahmekeler değil halk biliyor...